Prof. Dr. Kıvanç Nazlım Tüzel Uraltaş, sosyal medya fenomenleri ve e-ticaret platformlarının tüketiciyi akılcı alışverişten uzaklaştırdığını belirtti.
Prof. Dr. Kıvanç Nazlım Tüzel Uraltaş, sosyal medya fenomenleri ve e-ticaret platformlarındaki yönlendirmelerin, tüketicilerin akılcı alışveriş kararlarından uzaklaşmasına neden olduğunu belirtti. Dijital pazarın sunduğu binlerce alternatif arasında tüketicilerin seçim yapma özgürlüğünün algoritmalar tarafından kısıtlandığını vurguladı. Uzman, “en çok satan” ve “fenomen tercihleri” gibi unsurların, sanılanın aksine karar verme sürecine aktif olarak müdahale ettiğini ifade etti. Bu durum, tüketicilerin özgürce seçim yaptığını düşünürken aslında filtrelenmiş seçenekler arasından tercih yapmasına yol açıyor.
Uraltaş, sosyal medya fenomenlerinin klasik reklam yüzlerinden farklı olarak daha samimi ve güvenilir algılandığını aktardı. Tüketicilerin, fenomenlerin kullandığı ürünleri kendi yaşam tarzlarına yakın bularak reklama kıyasla daha etkili bulduğunu söyledi. Özellikle “parasosyal ilişki” kurulan fenomenlerde, ürünün teknik özelliklerinden ziyade fenomenin yaşam tarzını satın alma eğiliminin öne çıktığını belirtti. Bu durum, ürün tercihini rasyonel kıyaslamadan çok sosyal özdeşim üzerinden şekillendiriyor.
E-ticaret platformlarındaki “en çok satan”, “son 24 saatte 500 adet satıldı” ve “şu anda 27 kişi inceliyor” gibi ifadelerin güçlü sosyal kanıt ve kıtlık mekanizmaları oluşturduğunu uzman açıkladı. Tüketiciler, çok satılan bir ürünün kaliteli olduğunu varsayarak veya başkalarının tercihlerini referans alarak bilişsel yüklerini azaltmaya çalışıyor. Ancak Uraltaş, bu popülerliğin bazen reklam bütçesi, algoritmik görünürlük veya indirim stratejilerinin bir sonucu olabileceğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Uraltaş, yönlendirmelerin, seçenek fazlalığının doğurduğu “aşırı yük” üzerinden sorunu üreten ve yeniden üreten çok yönlü bir etki yarattığını ifade etti. Binlerce ürün arasından birkaç öneri sunarak karar vermeyi kolaylaştırdığını ancak sürekli yeni önerilerle dikkat dağınıklığını artırdığını belirtti. Tüketicilerin “daha iyisi varsa” veya “fenomen bunu almıştı” gibi ikilemlerle karşılaştığını, bunun da karar yorgunluğunu farklı biçimde çoğalttığını ekledi.
Karar yorgunluğu arttığında bireylerin genellikle hızlı karar verme yollarına yöneldiğini Uraltaş dile getirdi. Tüketicilerin detaylı araştırma yapmak yerine “en çok satan iyidir” veya “fenomen kullanıyorsa işe yarar” gibi kalıplara sığındığını söyledi. Bu kısa yolların zaman kazandırsa da daha az rasyonel satın alma davranışlarını teşvik ettiğini vurguladı. Ayrıca “sana özel” gibi kişiselleştirme söylemlerinin, geçmiş tıklamalar veya sponsorlu yerleşimler üzerinden şekillendiğini ancak tüketicide objektif tavsiye algısı yarattığını belirtti.
Uraltaş, modern dijital pazarda tüketicinin sadece ürünler arasında değil, algoritmalar ve fenomenlerin sosyal onaylarıyla şekillenen bir karar verme ortamında tercih yaptığını kaydetti. Bu sistemlerin tüketicinin belirsizlik kaygısını azaltırken, onu daha hızlı fakat çoğu zaman daha az analitik ve daha az rasyonel seçimlere yönlendirebildiğini ekledi. Tüketicinin artık algoritmalar, sosyal kanıtlar ve etkileyici figürler tarafından tasarlanmış bir tercih ortamı içinde karar verdiğini belirtti.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap