Irak’ta hükümet kurma sürecinin tıkanmasıyla Şii siyasi bloklar, Ali el-Zeydi’yi başbakan adayı olarak belirledi. Bu karar, ABD’nin Maliki vetosu sonrası yeni bir denge arayışını yansıtıyor.
Irak’ta hükümet kurma sürecinin tıkanması üzerine Şii siyasi blokların oluşturduğu Koordinasyon Çerçevesi, sürpriz bir kararla Ali el-Zeydi’yi başbakan adayı olarak belirledi. Bağdat’ta yaşanan bu gelişme, uzun süredir devam eden siyasi çıkmazı aşma potansiyeli taşıyor. Zeydi’nin adaylığı, klasik siyasi figürlerin ötesinde yeni bir denge arayışının işareti olarak değerlendiriliyor.
Bağdat kulislerine yansıyan bilgilere göre, Koordinasyon Çerçevesi içindeki kapalı toplantılarda eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin ismi güçlü şekilde masadaydı. Ancak görüşmelere yakın kaynaklar, “uluslararası kabul” meselesinin gündeme gelmesiyle toplantının yönünün değiştiğini aktardı.
Bazı isimlerin, “Bu isimle hükümet kurulsa da sürdürülemez” uyarısı yaptığı belirtildi. Bu uyarının ardından tartışma, kriz yaratmayacak, uzlaşılabilecek bir aday bulma arayışına dönüştü. Ali el-Zeydi bu arayışın sonunda öne çıktı.
Zeydi’nin tercihi, Irak’ın yalnızca iç dengelerle değil, İran ve ABD gibi dış aktörlerin kırmızı çizgileriyle de doğrudan bağlantılı olan yön arayışını yeniden tanımlıyor. Bu adaylık, Bağdat’ın İran ile ABD arasında nasıl bir denge kuracağı sorusunu gündeme taşıdı.
Ali el-Zeydi, Irak kamuoyunda güçlü bir siyasi geçmişten ziyade, ekonomi ve finans dünyasındaki çalışmalarıyla tanınıyor. Bankacılık alanındaki görevleri ve iş dünyası bağlantıları nedeniyle Arap medyasında sıkça “teknokrat” olarak tanımlanıyor.
Bu durum, Irak’ta uzun süredir başbakanlık koltuğunun güçlü siyasi liderler veya milis bağlantılı figürler üzerinden şekillenmesi kalıbının dışına çıkıldığını gösteriyor. Zeydi, bu kalıplardan farklı bir profil sunuyor.
Onu öne çıkaran temel özellik, taraflar için tehdit oluşturmayan, üzerinde uzlaşılabilecek bir profil sunmasıdır. Koordinasyon Çerçevesi’nin kendi içindeki parçalı yapısı da bu tercihi açıklıyor.
Eski başbakanlar, milis bağlantılı gruplar ve farklı Şii siyasi hareketlerden oluşan bu blok, kendi içinde güçlü bir lider üzerinde uzlaşmakta zorlanıyor. Bu nedenle Zeydi gibi daha “nötr” bir isim devreye girdi.
Zeydi’nin adaylığı, bir gücün yükselişinden çok, diğer güçlerin birbirini dengelemesi sonucu ortaya çıkan bir formül olarak yorumlanıyor.
Sürecin yönünü değiştiren asıl gelişme, eski başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden sahneye çıkma ihtimali oldu. Nuri el-Maliki, 2006-2014 yılları arasında başbakanlık yapmış, güvenlik politikaları ve İran’a yakın duruşuyla bilinen tartışmalı bir figürdür.
Koordinasyon Çerçevesi içinde Maliki’nin adaylığı ciddi şekilde gündeme geldi. Ancak bu noktada ABD’nin devreye girdiği belirtiliyor.
Dönemin ABD Başkanı Donald Trump, Maliki’nin “delice politikaları ve ideolojileri nedeniyle” seçilmesi halinde ABD’nin Irak’a yardım etmeyeceğini açıkça ifade etmişti.
Washington’ın Maliki’ye karşı mesafesi uzun süredir biliniyordu. Ancak bu süreçte bu mesafe, net bir “veto” etkisi yarattı. Irak kulislerine göre ABD, Maliki’nin başbakanlığı durumunda siyasi ve ekonomik baskı araçlarını kullanabileceğini hissettirdi.
Bu gelişme, Irak’taki dengeleri değiştirdi. Maliki gibi güçlü ancak tartışmalı bir isim yerine, daha “kabul edilebilir” bir figür arayışı hız kazandı ve bu arayışın sonunda Ali el-Zeydi ismi öne çıktı.
Bu durum, Irak’ta başbakanlık seçiminin sadece Bağdat’ta belirlenmediğini, Washington’ın onayı veya en azından itiraz etmemesinin hâlâ belirleyici olduğunu gösteriyor.
Son dönemde İran ile ABD arasında yaşanan gerilimler ve bölgesel çatışmalar, Irak’ı doğrudan etkiliyor. İran’a yakın silahlı grupların ABD hedeflerine yönelmesi, Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısını artırdı.
Irak yönetimi, bir yanda İran’a yakın grupların sahadaki etkisi, diğer yanda ABD’nin güvenlik ve istikrar talepleri arasında kaldı. Ali el-Zeydi tercihi, tam da bu sıkışmışlığın bir ürünü olarak değerlendiriliyor.
Zeydi, ideolojik bir figür değil; ne İran’a açık bir yakınlığı ne de ABD karşıtı sert bir söylemi bulunuyor. Bu özelliği onu, iki taraf arasında daha düşük gerilimle hareket edebilecek bir aday haline getiriyor.
Ancak bu durum, Irak’ta bir yön değişimi anlamına gelmiyor. İran etkisi hala güçlü; Şii siyasi bloklar sistemin merkezinde ve İran’a yakın aktörler belirleyici olmaya devam ediyor.
Fakat artık bu etkinin, ABD’nin baskısını dikkate alarak daha dikkatli yönetilmeye çalışıldığı gözlemleniyor. Irak’ta yeni dönem, İran etkisinin sona erdiğine değil, ABD baskısıyla daha hassas bir denge kurulmaya çalışıldığına işaret ediyor.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap