Bakan Şimşek, IMF-Dünya Bankası Bahar Toplantıları’nda küresel parçalanmaya karşı Türkiye’nin stratejilerini açıkladı. İzolasyonun çözüm olmadığını vurguladı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF)-Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında düzenlenen “Parçalanan Bir Dünyada Ekonomik Entegrasyonun Geleceği” panelinde değerlendirmelerde bulundu. Bakan Şimşek, küresel parçalanmaya karşı izolasyonun çözüm olmadığını vurgulayarak, Türkiye’nin ne komşularından ne de küresel tedarik zincirlerinden kopabileceğini ifade etti. Riskleri azaltmak ve fırsatları çeşitlendirmek için yeni koridorlara ve ilave tedarik zincirlerine yatırım yapmanın zorunlu olduğunu belirtti.
Şimşek, kriz öncesi istikrarlı jeopolitik ortama dayalı küresel ekonomik modelin geçerliliğini yitirdiğini söyledi. Risklerin kriz boyutuna ulaşmadan yönetilmesini sağlayacak bir çerçeve tasarlanması gerektiğini vurguladı. Enerji bağımlılığının bu çerçevede öne çıkan başlıklardan biri olduğunu aktardı.
Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde güçlü bir çeşitlendirme stratejisi izlediğini belirten Şimşek, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) kapasitesine yapılan yatırımları örnek gösterdi. Anadolu’ya uzanan geniş boru hattı ağını da bu stratejinin temel bileşenleri arasında saydı. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere Türkiye’nin maruziyetinin sınırlı kaldığını ekledi.
Bakan Şimşek, gelecek dönemde ilave ticaret koridorlarına ihtiyaç duyulacağını dile getirdi. Orta Koridor’un en verimli seçeneklerden biri olacağını düşündüklerini aktardı. Türkiye’nin bu hafta Dünya Bankası ile 8,1 milyar dolarlık kritik bir finansman anlaşması imzaladığını hatırlattı.
Söz konusu projenin Asya’yı İstanbul Boğazı üzerinden demir yoluyla Avrupa’ya bağlayacağını ifade etti. Ayrıca Basra Körfezi ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini Türkiye’nin altyapı ağına yeniden bağlamak amacıyla Irak ile görüşmeler yürütüldüğünü bildirdi. Türkiye’nin son 20-25 yılda fiziksel altyapıya yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım yaptığını kaydetti.
“Avrupa ve Batı ile bağlarımız güçlü, bununla birlikte dünyanın geri kalanıyla da aktif biçimde etkileşim kuruyoruz” diyen Şimşek, Türkiye’nin bölgesi için doğal bir risk azaltma ve üretimi çeşitlendirme platformu haline geldiğini belirtti. Küresel ekonomideki sorunlara rağmen Türkiye için fırsatlar olduğunu düşündüklerini ifade etti.
Şimşek, ticaretteki parçalanmaya verilecek yanıtın izolasyon olmaması gerektiğini vurguladı. Bu tabloyu yönetmenin yollarından birinin bölgesel entegrasyonu güçlendirmek olduğunu söyledi. Yeni koridorlara yapılan yatırımların yumuşak stratejik gücün bir bileşeni olduğunu aktardı.
Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile tam ekonomik entegrasyonunu derinleştirmeye devam etmek istediğinin altını çizdi. Avrupa’daki iç siyasi dinamiklerin bu süreci sınırladığını ifade etti. AB ile Gümrük Birliği’nin hizmetler, tarım ve kamu alımlarını da kapsayacak şekilde güncellenmesi yönünde beklentilerini dile getirdi.
Bu koşullar altında Avrupa ile mevcut ticaret hacminin 10-20 yıl içinde rahatlıkla iki katına çıkabileceğini belirtti. AB tarafında ilerlemenin sınırlı kalması nedeniyle yakın coğrafyaya odaklandıklarını söyledi. Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın hızla büyüyen pazarlar olduğunu ve friendshoring ile nearshoring açısından ciddi bir alan sunduğunu ifade etti.
Afrika’yı da önemli bir coğrafya olarak gördüklerini belirten Şimşek, kıtadaki devasa altyapı yatırımlarının fırsatlar sunduğunu kaydetti. Kısa vadede önceliklerinin Türkmenistan’ı doğal gaz koridoruna bağlamak olduğunu aktardı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenen güney komşularını kuzeye yönelen koridorları değerlendirmeye teşvik edeceklerini söyledi.
Türkiye’nin AB ülkeleri dahil toplam 54 serbest ticaret anlaşmasına sahip olduğuna dikkati çekti. “Bir tercih yapmak zorunda değiliz” diyen Şimşek, Avrupa ve Batı ile bağları korurken Doğu ve Afrika ile ilişkileri de güçlendirmek istediklerini belirtti. Tam anlamıyla izolasyonun mümkün olmadığını ve karşılıklı bağımlılığın süreceğini vurguladı.
Küresel şokların uzun vadeli dayanıklılık üzerindeki etkilerine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Şimşek, ekonomist Milton Friedman’ın sözünü hatırlattı. Mevcut şokun boşa harcanmaması gerektiğini, krizlerin gerçek değişimi tetiklediğini vurguladı. Enerji politikalarında yeşil dönüşümün hızlandırılması ve nükleer enerji yatırımlarının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Dijital dönüşümün de öncelikli alanlardan biri olduğunu vurgulayarak Türkiye’nin fiber altyapı ve 5G+ teknolojilerine güçlü yatırımlar yaptığını kaydetti. Reformların yanı sıra mali disiplinin önemine de dikkati çeken Şimşek, bütçe açığı ve borç/GSYH oranlarını düşük tutarak mali alan yarattıklarını belirtti. Döviz rezervlerinin de yeniden inşa edildiğini sözlerine ekledi.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap